<br><b>KURBAN BAYRAMI</b><br><b>Yazar : </b><a>hasbi</a><br><b>Okunma : </b>247<br><br><p>Kurban Bayramını, her yıl hac ibadetini yerine getiren y&uuml;z binlerce m&uuml;'min kardeşimizle birlikte, vecd ve huzur i&ccedil;inde idrak ederiz. Ve bu m&uuml;barek bayramın, b&uuml;t&uuml;n İsl&acirc;m d&uuml;nyası i&ccedil;in fetihlere, hayırlara ve maddi-manevi gelişmelere vesile olmasını niyaz ederiz. Cenab-ı Hakka kul olmanın ebedi hazzını namazlarımızla, tekbir ve tehlillerimizle ve kurbanlarımızla b&uuml;t&uuml;n k&acirc;inata ilan eder; t&uuml;kenmez bir ş&uuml;kran ve minnet duygusu i&ccedil;inde Cenab-ı Hakka sonsuz ş&uuml;k&uuml;rlerimizi arz eder ve mukaddes dinine bağlılığımızı yenileriz. Kurban Bayramı Hz. İbrahim'in oğlu Hz. İsmail'i kurban etmek istemesi ve Hz. İsmail'in buna razı olması, sonunda Allah'a karşı g&ouml;sterilen b&uuml;y&uuml;k sadakatin karşılığı olarak hayvan kurban edilmesinin h&acirc;tırasını taşımakta ve m&uuml;'minler bu g&uuml;nlerde kurban kesmek suretiyle bu iki peygamberin Allah'a karşı verdikleri başarılı imtihanın sevincini yaşamaktadırlar. &Ouml;zellikle hacca gidenlerin ifa ettikleri hac ibadeti sırasında bu hatıraları diğerleriyle de takviye ederek Kurban Bayramının sevincini daha b&uuml;y&uuml;k bir heyecanla tadarlar. Dini bayramlarımızda, Allah'a kulluğun ve yaratılışın bir borcu olan namazların ayrı bir yeri vardır. O g&uuml;nde her g&uuml;n kıldığımız sabah namazından sonra bayram namazını kılarız. Cemaatle kılınan bu namaza, dini hayattaki yaşantısını b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de kaybetmiş kimseler dahi gelmemezlik edemezler. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bayram namazları toplumun manevi hayatında yer etmiş ve gelenek haline gelmiş g&uuml;zel birer &acirc;det olmuştur. Namazda r&uuml;tbesi, mevkii, serveti ne olursa olsun, herkes kudret ve rahmet sahibi olan Allah'a karşı, <span>On</span>un huzurunda saf bağlayıp, <span>On</span>a kul olmanın manasını idrak ile kulluk vazifesini yerine getirir. O kudretin b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; tekbirlerle haykırır. Rahmetin ihtişamını, &uuml;zerinde tecelli eden sayısız nimetlerde g&ouml;r&uuml;p ruhunda coşup taşan ş&uuml;kran hissini Elhamd&uuml;lillah'larla ilan eder. El a&ccedil;ıp Rabbine yalvarır. Bayramın "mehabetti" sabahında, maziden gelip istikbale ve ebede giden zaman &ccedil;izgisi i&ccedil;inde kendi yerini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r ve o şendin b&ouml;yle saadet dolu kesitlerinde duyduğu hazzı ebedileştirmek i&ccedil;in Rabbine verdiği kulluk akdini yeniler. Diğer taraftan bayram namazları, Yaratıcının derg&acirc;hında saf saf dizilen m&uuml;'minlerin kardeş olduklarını ilan eden en manalı tablolardır. Evet, kardeş ne kadar g&uuml;nahk&acirc;r, ne kadar hatalı olsa da yine kardeştir. Zaten o kardeşlik ruhudur ki, d&uuml;nyayı on d&ouml;rt asırdır aydınlatan &icirc;sl&acirc;m ruhunu Kıyamete kadar nesilden nesile devam ettirecek. Namazdan sonra herkes sevin&ccedil; i&ccedil;inde birbiriyle bayramlaşır ve arkasında, bayramın ikinci vazifesini yerine getirmek i&ccedil;in kurbanlarını kesmek &uuml;zere dağılır. Kurbanlar Allah rızası i&ccedil;in kesilir. Namazla başlayan Allah'a yakınlaşma, kurbanla daha ileri merhalelere erişir. M&uuml;'min, kestiği kurbanın kanıyla birlikte g&uuml;nahlarının da akıp gittiğini, i&ccedil; d&uuml;nyasında beliren tadına doyulmaz sevin&ccedil;le hisseder. Allah uğrunda fedakarlık yapmanın en g&uuml;zel &ouml;rneğini, kurbanıyla g&ouml;sterir. Kurban onun Allah'a teslimiyetinin bir işaretidir. Ayrıca kurban onu ve ailesiyle &ccedil;ocuklarını her t&uuml;rl&uuml; bela ve musibetlerden, sıkıntılardan kurtarmaya vesile olur. Kurbanların kesilmesinden sonra sıra kurban etlerinin taksimine gelir. &Ouml;teden beri yapılan taksimatla, etin &uuml;&ccedil;te biri fakirlere, &uuml;&ccedil;te biri komşulara, kalan kısmı da evde &ccedil;oluk &ccedil;ocuğa ayrılır. B&ouml;ylece m&uuml;'minler bir taraftan Allah'a karşı kulluk vazifelerini yerine getirirken, diğer taraftan da insanlara karşı mes'uliyetlerini ifa etmiş olurlar. B&ouml;ylece insanlar arasında sevgi ve kardeşlik hisleri gelişir. Kin ve d&uuml;şmanlık gibi fertleri birbirinden soğutucu duygular kendiliğinden eriyip gider. Bu suretle kurban ibadeti, fakirlerin gıda ihtiyacını temin ederken, zengin fakir kaynaşması gibi sosyal dayanışmayı da sağlar. B&uuml;t&uuml;n İsl&acirc;m &acirc;leminde aynı <span>and</span>a milyonlarca M&uuml;sl&uuml;manın kurban kesmesi ne kadar muhteşem bir manzaradır. Demek ki, bunca insan Rabbinin tek bir emriyle harekete ge&ccedil;ip, <span>On</span>un kendilerinden istediklerini yerine getirmeye hazırdır. Bu hayal ve d&uuml;ş&uuml;ncenin insana kaz<span>and</span>ırdığı manevi kuvvetin derecesini d&uuml;ş&uuml;nmek kolay değildir. İşte b&uuml;t&uuml;n m&uuml;'minler İlahi rızaya erebilmek i&ccedil;in, g&uuml;&ccedil;lerinin ve imkanlarının m&uuml;saade ettiği nisbette birer kurban satın alarak Allah i&ccedil;in keserler. Diğer taraftan o m&uuml;'minler, kurban kesilmesini akıllarına sığdıramayan kimselerin itirazlarına karşı da hikmet dairesinde d&uuml;ş&uuml;nerek derler ki: "D&uuml;nyada her g&uuml;n y&uuml;z binlerce hayvan insanların g&uuml;nl&uuml;k et ihtiyacını karşılamak i&ccedil;in kesiliyor. O zaman hayvan sayısında korkun&ccedil; bir azalma olmuyorsa, Kurban Bayramında neden olsun? Kurban Bayramında kesilen kurbanların sayısı, diğer zamanlarda&mdash; aynı d&ouml;nem i&ccedil;inde&mdash;kesilenlerin sayısından hi&ccedil; de fazla değildir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bayrama yakın g&uuml;nlerde kasaplar normal kesimlerini &ccedil;ok azaltırlar." Kurban Bayramında kurban eti dağıtımının yanı sıra, sadaka ve hediyelerin de b&uuml;y&uuml;k yeri vardır. Nitekim Peygamber Efendimiz Aleyhissal&acirc;t&uuml; Vesselam bayram namazı sonralarında cemaati sadaka vermeye teşvik etmişlerdir. Bilhassa kadınlara bu hususta ısrarlı teşviklerde bulunmuşlar ve bayramda en &ccedil;ok sevdikleri zinetlerinden verecekleri sadakaların, g&uuml;nahlarının affına vesile olacağına işaret etmişlerdir. (1) Bayram g&uuml;nlerinde yiyip i&ccedil;mek ve ikramda bulunmak dinimizin m&uuml;'minlere tavsiye ettiği g&uuml;zel vazifeler arasındadır. Hatta bayram g&uuml;nlerinde oru&ccedil; tutmak bile haram kılınmıştır. Peygamber Efendimiz Aleyhissal&acirc;t&uuml; Vesselam bir hadis-i şeriflerinde Kurban Bayramı hakkında "Teşrik g&uuml;nleri yemek i&ccedil;mek g&uuml;nleridir" (2) buyurmuşlardır. Bu bakımdan namaz sonralarında getirilen teşrik tekbirleri sebebiyle "teşrik g&uuml;nleri" olarak adl<span>and</span>ırılan bayram g&uuml;nlerinde yemek, i&ccedil;mek, neşelenmek, sevincini a&ccedil;ık&ccedil;a g&ouml;stermek ve etrafındakilere, bilhassa &ccedil;ocuklara maddi-manevi ikramlarda bulunmak s&uuml;nnettir. Bayramlar neşe ve sevin&ccedil; g&uuml;nleri olduğu i&ccedil;in, i&ccedil;inde g&uuml;nah bulunmayan meşru oyun ve eğlencelere de izin verilmiştir. (3) &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bunlar coşkunluğun ve ruh sevincinin işaretidir. Bu heyecan ve hazzm a&ccedil;ığa vurulmasıdır. Ancak bu sevin&ccedil; g&ouml;sterilerinin ve oyunların gaflet haline gelecek kadar taşkınlaşmaması lazımdır. Bayramlarda Allah'ın zikrine ve ş&uuml;kr&uuml;ne ağırlık verilmesi bund<span>and</span>ır. B&ouml;ylece bayram sevinci ins<span>and</span>a ve hayatında tecelli eden nimetlere duyulan bir ş&uuml;kre d&ouml;n&uuml;ş&uuml;r ve bu suretle nimetler devam edip ziyadeleşir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; "ş&uuml;k&uuml;r nimeti ziyadeleştirir, gafleti ka&ccedil;ırır." (4) Halbuki gaflet dairesinde yaşanan sevin&ccedil;ler, ge&ccedil;icidir. O coşkunluk anı ge&ccedil;tikten sonra geride, o lezzeti kaybetmenin eleminden başka bir şey kalmaz. Bu itibarla, o lezzeti ve nimetleri ikram eden Allah'a ş&uuml;kredilmelidir ki, nimetlerin t&uuml;kenmeyen kaynağına erişilsin ve b&ouml;ylece m&uuml;'min İlahi rahmetin daimi iltifatlarına mazhar olsun. Bayram g&uuml;nlerinde uyulmasında b&uuml;y&uuml;k faydalar bulunan &acirc;d&acirc;blardan birka&ccedil;ı: Bayram sabahında erken kalkmak, gusletmek, misvak veya fır&ccedil;a ile dişleri temizlemek, g&uuml;zel kokular s&uuml;r&uuml;nmek, temiz ve g&uuml;zel giyinmek, olabildiğince sevin&ccedil;li olmak, m&uuml;'minlere g&uuml;lery&uuml;z g&ouml;stermek, sadaka ve hediyeler vermek, bayram gecesini ihya etmek, evden namaz i&ccedil;in &ccedil;ıkarken hi&ccedil;bir şey yememek ve iftarı, kesilecek kurbanın etiyle yapmak, sokakta a&ccedil;ıktan tekbir almak, eve d&ouml;nerken camiye giderken kull<span>and</span>ığı yoldan başka bir yolu tercih etmek, m&uuml;'minlerle bayramlaşmak ve musafaha etmek, aile fertlerini ve bilhassa &ccedil;ocukları hediyelerle sevindirmek, bayramın en g&uuml;zel &acirc;d&acirc;bları arasındadır. Bayramın d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; g&uuml;n&uuml; ikindisine kadar b&uuml;t&uuml;n farz namazların sonunda teşrik tekbirleri almak da vacibdir.</p>
<p>Hayırlı Bayramlar ...</p>
<p>alıntıdır(<a href="http://www.sorularlaislamiyet.com">www.sorularlaislamiyet.com</a>)</p><br><br><b>Önemli Not :</b> Bu sitede yayımlanan köşeyazıları ne kadar onaya tabi olsalar da, bu yazılar, site kurucusunu, yöneticilerini, üyelerini ve sponsorlarını bağlamazlar. Yazılan yazılar sadece yazarın şahsi fikirleridir. Onaylanan köşeyazılarının site kurucusunun, yöneticilerinin, üyelerinin ve sponsonlarının kendi düşünce sistemini yansıtmayabileceğini, yapılan onaylamaların, T.C. Anayasasına ve kanunlarını aykırı olmamak kaydıyla, demokratik ve hür ifadenin bir ürünü olduğu bilinmelidir.